Crovu

By diger

Hesabınız Daha Etkin Olsun

Sosyal medya ağlarında açacağınız hesaplarınızı daha etkin yapabilirsiniz. Hesap oluştururken belirleyeceğiniz, kullanıcı adı, profil ve paylaşım içeriklerinizi hesapların takip edilmesi için önemli kriterlerdir. Tüm bu ayarlamaları en iyi şekilde yapsanız bile, takipçi sayınız ve beğeni sayılarınızın belirli bir oran üzerine çıkması çok uzun zaman alacaktır. Crovu şirketi kendi uzmanları ile hazırladığı takipçi ve diğer paketleri online olarak Crovu sitesi üzerinde sizlere sunuyor. Sizler, sitedeki bu paketleri uygun fiyatlara alarak, hesaplarınıza ekletebiliyorsunuz. Eklendikten sonra takipçi sayınız, beğeni ya da izlenme sayılarınız otomatik olarak artmaya başlıyor. Bunu yaptığınızda, hesabınızın ve sizin tanınırlık oranınız artmış ve popüler olmuş oluyorsunuz.

Takipçi Sayısı Artırma

Crovu sitesinin vermiş olduğu paket ve destek hizmetlerinden faydalanarak, sosyal medya hesabınızdaki takipçi sayınızı artırabilirsiniz. Crovu sitesindeki İnstagram hizmetleri, takipçi satın al bölümünde, farklı sayılarda oluşan paket seçenekleri yer alıyor. Bu paket içeriklerinde, hem yerli hem de yabancı gerçek takipçiler bulunmaktadır. Güvenli bir şekilde hesabınıza tanımlama yapıyor ve eklenen takipçi sayısında hizmet süresi boyunca düşme olmama garantisi veriyorlar. Belirlenen süre içerisinde takipçi sayınızda azalma olduğunu gördüğünüzde, Crovu ekipleri ile görüşüyor ve düşme sayısı kadar yeni takipçinin eklenmesini sağlayabiliyorsunuz.

Beğeni Sayısının Önemi

Sosyal medya ortamında yaptığınız paylaşımlara olumlu beğeni ve yorumlar geldiği müddetçe hesabınız gelişecek ve üst sıralarda yer alacaktır. Paylaşımlarınıza yapılacak olumsuz yorumlar ya da istenmeyen beğeniler hesabınızın bloklanmasına kadar götürebilecektir. Bunun için sosyal medya hesabınızdaki her paylaşıma çok sayıda beğeni alabilmelisiniz. Bu hizmeti size Crovu sitesi online olarak sunuyor. Kullanmış olduğunuz sosyal medya hesap türüne göre oluşturulmuş hizmet bölümüne giriş yapabiliyor ve beğeni satıl al paketlerini satın alabiliyorsunuz. Paylaşımlarınıza yapılacak olan beğeni sayısının çok olması amacınıza ulaşmanızı kolaylaştıracaktır.

Video İzlenme Sayısı

Kendi çekmiş olduğunuz çeşitli videoları, sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Bu videolar, Youtube kanalınızda izlenmeye başladığında sizler birçok avantaj sağlayacaktır. İzlenme sayınız arttıkça para kazanma ihtimalinizde artacaktır. Crovu sitesinden Youtube izlenme satın al bölümündeki farklı izlenme sayılarından oluşan paketlerden satın alarak, otomatik olarak izlenme sayınızı artırabilirsiniz. Crovu sitesi ekipleri satın aldığınız paketlerdeki sayıları hesabınıza toplu olarak değil parça parça ekleme yapıyorlar. Toplu eklemelerde hesabınız zarar görebilecektir. Crovu ekipleri güvenli bir şekilde ekleme yaparak, video izlenme sayınızın otomatik artmasını ve bu izlenmelerin sizlere para kazandırmak gibi avantalar elde etmenizi sağlıyorlar.

Sektörünüzde Popüler Olun

İnsanlar, farklı sektörlerde iş yapmakta ve yaptıkları işlerle ilgili birçok çalışmalarını Youtube ve diğer sosyal medya hesaplarında yayınlamaktadır. Sosyal medya hesaplarını kullanarak, sektörünüzde popüler olabilmek için hesabınızın ya da kanalınızın çok sayıda kişi tarafından takip edilmesi, kanalınıza abonelik oluşturulması gerekir. Kişisel çabalarınızla sosyal medya hesabınızı belirli bir noktaya kadar taşıyabilirsiniz. Ancak Crovu sitesinin vermiş olduğu destek hizmetlerinden faydalanarak istediğiniz sayıya hemen ulaşabilirsiniz. Crovu sitesinde her sosyal medya hesabı için farklı amaçlara göre hazırlanmış paketler bulunmaktadır. siteden satın alacağınız paketler ile abone sayınızı, takipçi ya da izlenme sayınızı artırmış ve hedefinize ulaşmış olursunuz.

Ürün Pazarlama

İnternetin kullanılmasıyla birlikte, e-ticaret siteleri açılmış ve bu siteler üzerinden her türlü ürün pazarlanmaya başlamıştır. Sizlerde kendinize sosyal medya hesabı açabilir, kendi ürünlerinizi kendinizi internet üzerinden pazarlayabilirsiniz. Ürünleriniz ile ilgili çektiğiniz fotoğraf, video gibi verileri İnstagram ya da diğer sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak, satışa sunabilirsiniz. Yaptığınız bu paylaşımlara gelecek olan beğeniler ve takipçi sayılarınız sayesinde ürünlerinizi daha fazla kişi tarafından görünmesini sağlayabilirsiniz. Crovu takipçi paketleri sizlerin Pazar ağınızı genişletecek daha fazla müşteriye ulaşmanızı sağlayacaktır. Crovu sitesinde farklı özelliklere sahip takipçi paketleri, hesabınızın yurtiçinde ve yurtdışında takip edilmesini sağlayacaktır.

Destek Hizmetleri

Crovu sitesi, sosyal medya hesabı kullanıcılarına sunduğu tüm hizmetler için 7/24 destek hizmeti veriyor. Gerçek takipçi ve aktif kullanıcılardan oluşan farklı özelliklerdeki paketleri, sizlere uygun fiyatlarla ve taksit seçenekleri ile sunuyor. Satın alma işlemeni tamamladığınızda, aldığını paket içeriğindeki sayılar, hesabınıza düzenli bir şekilde 24 saat içerisinde yükleniyor. Sizlerin hesap güvenliğine dikkat ediyor ve işlem yaparken sizlerden hesabınızın şifresini istemiyorlar. Yapılan yüklemeleri, kullanıcı adı bilgilerinize göre yapıyorlar.


İshale Ne İyi Gelir? (Hızlı Çözüm Arayanlara Müthiş Tavsiyeler)

By Sağlıklı Yaşam

İshal, vücudunuzun kendisini toksik bir şeyden kurtarmaya çalıştığının bir işaretidir. Reçetesiz satılan ilaçlardan kaçının ve bunun yerine bu doğal çözümleri deneyin. Bunun için hazırladığımız ishale ne iyi gelir yazımıza hoş geldiniz.

İshal her insanın en hızlı kurtulmak istediği durumlardan biridir kuşkusuz. Özellikle iş hayatında çalışanları sürekli sıkıştıran ishal durumu, iş verimliliğinizi düşüreceği gibi sizi de sosyal yönden rahatsız eder. Çok önemli bir iş randevusunun veya erkek/kız arkadaşlar buluşmanın arefesinde yaşarsanız, sanırım üzerinize kabus gibi çökecektir. Ne iş randevusunda sık sık izin isteyerek masadan ayrılmanız mümkün olur, ne de sevgilinizle en romantik anlardan birini bozmanız mümkün olur.

Unutmayın, herkes ishal olur. Birkaç saat veya birkaç gün sürse de ishal her zaman rahatsız edici ve her zaman elverişsizdir. Sahile arkadaşlarla gitmeyi mi planlıyorsun? Üzgünüm, ishal eğlencenizi iptal ettirir. Durum olarak can sıkıcıdır ve nadiren altında çok ciddi nedenler yatar.

“Çoğu ishal bir virüsten kaynaklanıyor; Bunlardan en yaygın olanı rotavirüs ve norovirüs’tür. Bu virüslere, umumi tuvaletlerden çocuğumuzun sınıfına kadar hemen her yerde maruz kalabiliriz.”

Ne zaman doktora görünmeli?

İshal vurduğunda ilk hedef, vücudunuzun kaybettiği sıvıları telafi etmektir. Susuz kalamayacağınızı düşünüyorsanız, doktorunuzu görme zamanı gelmiş demektir. 

“Ateş, şiddetli karın ağrısı ve / veya kanlı dışkılama yaşadığında ishali olan bir kişi tıbbi yardım almalıdır”

Son zamanlarda ülke dışına seyahat ettiyseniz ve ishal olduysanız doktorunuzu derhal görmek önemlidir. Ayrıca bağışıklık sisteminizi etkileyen herhangi bir kronik hastalığınız varsa, hemen kontrol edin. Sorununuzu çözmenize yardımcı olmak için, ishal konusundaki en iyi çözümlerimizi okumaya devam edin.

1. Kendi Gatorate’nizi yapın

Gatorate nedir diye soruyorsunuz büyük ihtimalle. Gatorate spor yapanların kullandığı susuz kalınmasını önleyen bir içecektir. Yoğun şekilde sporla ilgilenenler bu içeceği tüketerek vücudun susuz kalmasını engellerler.

Eğer ishal iseniz kendi Gatorate içeceğinizi kendiniz yapabilirsiniz. Çok sayıda insan ishal olduğunda susuz kaldığını bilmemektedir. Ama siz artık biliyorsunuz. Bunun için 1 litre suya 6 çay kaşığı şeker ve yarım çay kaşığı tuz atarak karıştırın, bunu düzenli tüketerek dehidralize olmanızın önüne geçin.

2. Elma suyu veya Et suyu İçin

Elma suyu veya et suyu ishalde kaybedilen tuz ve minerallerin yerini almaktadır. Ancak narenciye, domates ve diğer meyve sularından kaçının çünkü asitler zaten iltihaplı olan bağırsakları tahriş edebilir. Elma suyu veya et suyunu az az içerek başlayın ve gün içinde 4-5 bardak içmeye gayret edin.

3. Pirinç Tüketin

Beyaz pirinç midenizi rahatlatacak sindirimi yumuşak bir besindir. Özellikle Candida Diyet türünde önemli bir yere sahip olan pirinç, ishal durumunda midenizi toparlayıcı bir rol oynamaktadır. Bağırsaklarınız daha çok tahriş olmadan belirtilerin yavaşlamasını sağlayabilir. Lif oranı düşük olduğu için ishali yavaşlatır, ve bağırsak hareketlerinizin normal kıvama gelmesine yardımcı olur.

4. Süt ürünlerinden ve Turunçgillerden Uzak Durun

İshal yaşarsanız, rahatlatıcı bir şeyler yemelisiniz. “Tüm süt ürünlerinden kaçının, çünkü süt sindirim için gerekli olan enzimlerin kullanılmasını yavaşlatır. Bunun anlamı süt içmek veya süt ürünleri tüketmek, mutsuzluğunuzu uzatabilir. Ayrıca narenciye çeşitleri de asitli salgılayacağı için bağırsaklarınızın tahrişini destekler.

5. Muz tüketin

Muz midenizde potasyum miktarını arttırır. Kas gerginliğini ve sinir sinyallerini düzenlemeye yardımcı olan muzun içindeki potasyum, ishalin neden olduğu hızlı bağırsak hareketlerinin de yavaşlamasına yardımcı olarak bir müddet sonra ishalin etkilerinin ortadan kalmasını sağlar.

6. Probiyotik alın

İshal genellikle bağırsaklarımızdaki kötü bakterilerden kaynaklandığı için, onu iyi bakteri ile değiştirmek bir miktar rahatlama sağlamanın en iyi yollarından biridir. Her ne kadar süt ürünlerinden uzak durun desek de bu başlık altında probiyotik yoğurt tüketmenizi öneriyoruz. Oldukça faydalı olduğunu göreceksiniz.

7. Çinko yönünden zengin besinler tüketin

İshal dönemlerinde vücudunuz vitamin ve mineral kaybettiği için özellikle çinko takviyesi akut ishalin tedavisinde çocuklar için son derece elzemdir. Çinko bakımından zengin yiyecekler nelerdir diye soracak olursanız; Yumurta ve fındık tüketmenizi öneririz.


Öksürüğe Ne İyi Gelir? (Yumuşatıcı Doğal Çözümler)

By Sağlıklı Yaşam

Öksürük sebebi farklı olan ancak aynı şekilde kişiyi rahatsız eden bir durumdur. Özellikle iş ve okul hayatına sürekli başınıza gelen öksürük yaşam kalitenizi düşürdüğü gibi çevrenize de rahatsızlık verir. Bu durumdan hızlıca ve en doğal şekilde kurtulmak için öksürüğe ne iyi gelir bilmek, yöntemleri uygulamak ve sonunda iyileşmek önemlidir.

Öksürük en kısa tabirle berbat bir şeydir. Tekrarlayan, kuru bir öksürük veya derin, ıslak bir öksürük olsun, önemli değildir. Bilmeniz gereken şey öksürükler hastalığın en kötü belirtilerindendir. Antibiyotikler öksürüğü iyi etmezler. Daha az öksürmenizi ve öksürüğün size daha az zarar vermenizi sağlar. Çoğu doktor da zaten öksürüğünüz için evde hazırlayabileceğiniz ve uygulayabileceğiniz şeyler tavsiye ediyorlar.

Öksürüğünüzle mücadele etmeye başlamadan önce buna neyin neden olduğunu ve ne kadar ciddi olduğunu bilmenizde fayda var.

Öksürüğe neden olan nedir?

Öksürme, çeşitli faktörlerden kaynaklanabilir, ancak en sık suçlananlar bakteriyel ve viral hastalıklar (zatürree, grip veya soğuk algınlığı gibi), alerji, burun akıntısı, mide ekşimesi ve astımdır. Genellikle öksürük, bulunduğunuz konum nedeniyle geceleri daha kötüdür, çünkü uzanmak daha fazla tıkanıklığa ve mide ekşimesine neden olabilir.

Kuru öksürük ve ıslak öksürük arasındaki fark nedir?

Kuru bir öksürük tam olarak neyin sebep olduğu bilinmeyen ve kaşıntılı, cızırtılı bir boğaza veya farklı tahrişlere neden olabilir. Mukus ve diğer sıvıların da eşlik ettiği ıslak öksürük ise genellikle bir soğuk algınlığı veya giribal virüsten kaynaklanmaktadır. Üstelik bu virüsler bazen bir aydan daha uzun süre yaşayabilir.

Öksürüğüm kesilmiyorsa ne yapmalıyım?

Öksürüğünüz üç ile dört hafta sonra geçmezse, kronikleşirse veya belirli koşullar altında tekrarlarsa, o zaman gidip kontrol ettirmenin zamanı gelmiştir. Daha ciddi bir enfeksiyon ilerlemiş olabilir ya da her biri bir doktor tarafından tedavi edilebilecek ve tedavi edilmesi gereken reflü, alerji veya astımınız olduğunu gösterebilir. Ateş, göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi kötüleşen başka belirtileriniz varsa derhal doktorunuza başvurun.

  1. Portakal suyu: Kuru veya ıslak olsun fark etmez, tüm öksürükler için boğazınızı nemlendirmenin faydası vardır. Mukus oluşumunu en aza indirmek için akciğerleri nemli tutmak gerekir. Zatürre oluşumunu önlemek için C vitamininin faydalı olduğu araştırmalarla desteklenmektedir.
  2. Kekik: Mutfaklarda mucize yaratan kekik ilaç olarak da işlevseldir. İçeriğinde antispazmodikler, timol, karvarol bulunması öksürüğün iyileşmesine harika katkı sağlar. Yemeklerinize de ekleyebilirsiniz, çayını da içebilirsiniz.
  3. Zencefil: Hemen hemen tüm hastalıklarda iyileştirici ve rahatlatıcı olarak mutlaka ismi geçen bitkilerden biri olan zencefil, solunum sistemini güçlendirir. Ilık suyla yapacağınız buhardan çok katkı alırsınız. Ciğerlerinizi açar, astım öksürüklerini yumuşatır.
  4. Hatmi Kökü: İyileştirici bitkilerden olan hatmi bitkisinin kökü öksürüklere iyi gelmektedir. İçindeki müsilaj isimli madde ile boğazın tahriş olmasını önlemektedir.
  5. Bal ve limon: Karıştırılıp içildiğinde boğazı yumuşattığı gibi akciğerlerinizi de rahatlatır.

Mide Bulantısına Ne İyi Gelir? (En Pratik Çözümler)

By Sağlıklı Yaşam

Çoğu insan zaman zaman mide bulantısı yaşar. Mide bulantısı kimi zaman, virüs gibi altta yatan bir hastalığın parçası olabilir, ancak genellikle kısa sürer. İnflamatuar barsak hastalığı (İBH) olan kişilerde, hastalığın diğer belirti ve semptomlarıyla birlikte bulantı oluşabilir. Bu şekildeki bulantı hayatı zorlaştırabilir, ancak bunu tedavi etmek için mide bulantısına ne iyi gelir tavsiyelerimiz arasında evde yapılabilecek bazı şeyler var.

Eğer mide bulantısı şiddetli ise veya aşırı ağrı ve ishal de varsa, bir doktora görünün, çünkü bunlar ayrıca bağırsak tıkanıklığının potansiyel belirtileridir . Crohn hastalığı olan kişilerde, özellikle karın ameliyatı geçirenler ve tedavi gerektirebilecek kişilerde tıkanmalar yaşanabilmektedir.

Mide bulantısına iyi gelen şeyler nelerdir?

  1. Kabartma Tozu: Sodyum bikarbonat olarak bilinen kabartma tozu, evde birçok gıda etkinliğinden kullanılabildiği gibi mide bulantısında da kullanılmaktadır. Mide bulantısına ne iyi gelir sorusuna ilk sırada verdiğimiz cevap olan kabartma tozunun kullanımına dikkat edilmelidir. 1/2 çay kaşığı kabartma tozunu yaklaşık 110 gr su içinde (1 bardak su) eritin ve için. Midenizde sizi rahatsız eden mide asitlerinin Ph değerini değiştiren bu mucizevi şeyi çok sık kullanmayın. Bu yöntemi kimler dikkatli kullanmalı biliyor musunuz? Sodyum diyeti yapanlar. Sodyum diyeti yapıyorsanız hekiminize mutlaka belirtin.


Diş Ağrısına Ne İyi Gelir? (Pratik ve Etkili Yöntemler)

By Sağlıklı Yaşam

Diş ağrısı, dişlerde ve çenelerde oluşan bir ağrıdır. Diş çürüğü, enfeksiyon, gevşek veya kırılmış dolgular veya gerilen-kanayan diş etleri buna neden olabilir. Ağrı 1 veya 2 günden fazla sürerse, tedavi edilmesi için hemen bir diş hekimine görünmek en iyisidir. Diş hekimine görünmeniz zaman alacaksa diş ağrısına ne iyi gelir metotlarını uygulamak iyi gelecektir.

O zamana kadar, evde genellikle mevcut olan malzemelerden yapılan aşağıdaki basit çözümler, rahatsızlıktan geçici bir rahatlama sağlayabilir.

  1. Soğuk kompres veya buz torbası: Soğuk bir kompres veya bir buz torbası, özellikle diş ağrısı yaralanma veya şişkin diş etlerinden kaynaklanıyorsa diş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir. Dişi ağrıyan kişi, buz torbasını veya bir torba donmuş bezelye poşetini yanak dışına, ağrılı dişin üstüne birkaç dakika boyunca tutmayı deneyebilir. Bu soğuk tedavi etkilenen bölgeye kan akışını yavaşlattığı ve kan damarlarını daralttığı için etkili olmaktadır. Bu ağrıyı hafifletir, şişlik ve iltihabı azaltır .
  2. Tuzlu su ile gargara yapmak: Ağzınızı ılık tuzlu su ile çalkalamak, boşluklara veya dişlerin arasına yerleştirilmiş kalıntıları gevşetmeye yardımcı olur. Ayrıca şişliği azaltabilir , iyileşmeyi artırabilir ve boğaz ağrısını hafifletebilir . 1 çay kaşığı tuz bir bardak ılık suda eritilerek tükürmeden önce yaklaşık 30 saniye ağızda gargara yapılmalıdır. Bu işlem ihtiyaç duyulan sıklıkta tekrar edilebilir.
  3. Ağrı kesici kullanma: Asetaminofen ve ibuprofen gibi reçetesiz alınabilen ilaçlar, diş ağrısı için geçici bir rahatlama sağlayabilir. Aspirin 16 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir. Ağrı kesici tabletler diş ağrısı çeken biri için tam anlamıyla çözüm olmasa da rahatlama sağlar. Ağrı kesici olarak iğne yapılması ise damarlara daha hızlı karıştığı için daha etkili olmaktadır.
  4. Sarımsak kullanmak: Sarımsak, tarih boyunca tıbbi amaçlar için yaygın olarak kullanılmıştır. Güçlü antibakteriyel özelliğini sağlayan allisin adı verilen bir bileşik içerir . Taze bir sarımsak dişi önce ezilmeli ve ardından biraz tuzla karıştırılmalı ve karışım etkilenen dişe uygulanmalıdır.
  5. Nane Çayı:

Boğaz ağrısına ne iyi gelir?

By Sağlıklı Yaşam

Bir boğaz ağrısı, yutkunduğunuzda genellikle kötüleşen ağrı, çizilmişlik hissi veya tahrişten kaynaklanabilir. Boğaz ağrısının veya diğer adıyla farenjitin en yaygın nedeni soğuk algınlığı veya grip gibi viral bir enfeksiyondur. Bir virüsün neden olduğu bir boğaz ağrısı kendiliğinden düzelir. Ancak bu yazımızda beslenmenizi ve hatta su içmenizi bile engelleyen boğaz ağrısına ne iyi gelir konusunu anlatıyoruz.

Bakterilerin neden olduğu daha az yaygın bir boğaz tipi olan strep boğaz (streptokok enfeksiyonu), komplikasyonları önlemek için antibiyotiklerle tedavi edilmesini gerektirir. Boğaz ağrısının diğer daha az yaygın nedenleri daha karmaşık tedavi gerektirebilir.

Boğaz ağrısının belirtileri

Boğaz ağrısının belirtileri nedene bağlı olarak değişebilir. Belirtiler ve semptomlar şunları içerebilir:

  • Boğazda ağrı veya bir şey batıyor hissi
  • Yutma veya konuşma ile kötüleşen ağrı
  • Yutma zorluğu
  • Boynunuz veya boğazınızda şişmiş bezler
  • Şişmiş, kırmızı bademcikler
  • Bademciklerinizde beyaz lekeler veya irinler
  • Kısık ya da boğuk bir ses

Boğaz ağrısına neden olan enfeksiyonlar, aşağıdakiler de dahil olmak üzere diğer belirti ve semptomlara neden olabilir:

  • Ateş
  • Öksürük
  • Burun akması
  • Hapşırma
  • Vücut ağrıları
  • Baş ağrısı
  • Mide bulantısı ya da kusma

Boğaz Ağrısının Nedenleri

Soğuk algınlığı ve gribe neden olan virüsler boğaz ağrısına neden olur. Daha az sıklıkla, bakteriyel enfeksiyonlar boğaz ağrısına neden olur.

Viral enfeksiyonlar

Boğaz ağrısına neden olan viral hastalıklar:

  • Soğuk algınlığı
  • Grip (grip)
  • Kızamık
  • Suçiçeği
  • Krup – sert öksürük ile karakterize yaygın bir çocukluk hastalığı
  • Boğmaca

Bakteriyel enfeksiyonlar

Bir dizi bakteri enfeksiyonu boğaz ağrısına neden olabilir. 

Diğer nedenler

Boğaz ağrısının diğer nedenleri arasında şunlar vardır:

  • Alerjiler
  • Kuruluk
  • İrritanlar
  • Kas gerilmesi
  • Gastroözofageal reflü hastalığı
  • HIV enfeksiyonu
  • Tümörler

Nadiren boğazda enfekte olmuş bir doku alanı veya soluk borusunu kaplayan küçük kıkırdak kapağının şişmesi boğaz ağrısına neden olabilir. Her ikisi de havayolunu tıkayabilir ve tıbbi bir acil durum yaratabilir.

Risk Faktörleri

  • Yaş. Çocuklarda ve gençlerde boğaz ağrıları gelişmesi olasıdır. 3 ila 15 yaş arası çocukların boğaz ağrısına bağlı en yaygın bakteriyel enfeksiyon olan strep boğazına sahip olma olasılığı daha yüksektir.
  • Tütün dumanına maruz kalma. Sigara içmek ve pasif içicilik boğazı tahriş edebilir. Tütün ürünlerinin kullanılması ayrıca ağız, boğaz ve ses telleri kanseri riskini de arttırır.
  • Alerjiler. Mevsimsel alerji veya devam eden toza, küflere veya evcil hayvanlara karşı alerjik reaksiyonlar, boğaz ağrısının gelişmesini daha olası kılar.
  • Kimyasal tahriş edici maddelere maruz kalma. Yanan fosil yakıtlardan kaynaklanan havadaki parçacıklar ve genel ev kimyasalları boğaz tahrişine neden olabilir.
  • Kronik veya sık sinüs enfeksiyonları. Burnunuzdaki drenaj boğazı tahriş edebilir veya enfeksiyon bulaştırabilir.
  • Zayıflamış bağışıklık. Dirençiciz düşükse, genel olarak enfeksiyonlara daha duyarlısınız. Zayıflayan bağışıklığın yaygın nedenleri arasında HIV, diyabet, steroidlerle tedavi veya kemoterapi ilaçları, stres, yorgunluk ve zayıf beslenme sayılabilir.

Boğaz ağrısına ne iyi gelir?

Boğaz ağrısını önlemenin en iyi yolu, onlara neden olan mikroplardan kaçınmak ve iyi hijyen uygulamaktır. Ancak eğer boğazınız ağrıyorsa yapabilecekleriniz vardır.

  • Özellikle tuvaleti kullandıktan sonra, yemekten önce ve hapşırdıktan veya öksürdükten sonra ellerinizi iyice ve sık sık yıkayın .
  • Yiyecek paylaşmaktan , aynı bardaktan içmekten kaçının .
  • Gerektiğinde dirseğinize hapşırın.
  • Elde sabun ve su bulunmadığında, el yıkama maddelerine alternatif olarak alkol bazlı el dezenfektanları kullanın .
  • Telefonlara dokunmaktan veya ağzınızla musluktan su içmekten kaçının .
  • Telefonları, TV uzaktan kumandalarını ve bilgisayar klavyelerini temizleyici ile düzenli olarak temizleyin. Seyahat ederken, otel odanızdaki telefonları ve uzaktan kumandaları temizleyin.
  • Hasta olan insanlarla yakın temastan kaçının.

Boğaz ağrısı için doğal tedavi yöntemleri

  • Hatmi kökü
  • Ada çayı ve ekinezya
  • Elma sirkesi
  • Tuzlu su gargarası
  • Bal
  • Meyan kökü
  • Limon suyu
  • Zencefil çayı
  • Hindistan cevizi yağı

TİP 2 Diyabet Nedir?

By Sağlıklı Yaşam

Tip 2 diyabet, vücudunuzun glikoz kullanımını (yediğiniz karbonhidratlardan yaptığınız bir şeker türü) etkileyen kronik bir durumdur. Glikoz, hücrelerinizin işlerini yapmak için ihtiyaç duydukları yakıttır. Enerji için glikoza ihtiyacınız var. Pankreasın ürettiği, glikozun hücrelerinize girmesine yardımcı olan ve enerjiye dönüştürülebilen bir hormon olan insüline de ihtiyacınız var.

Sorun şu: Tip 2 diyabet hastaları glikozu düzgün bir şekilde kullanamaz veya depolayamazlar. Zamanla kan dolaşımında glikoz oluşur ve insanlar kan şekerlerini yönetmek için adımlar atmazsa ciddi sağlık komplikasyonlarına yol açabilir.

Tip 2 diyabet ve Tip 1 diyabet

Tip 1 ve tip 2 diyabet arasındaki fark nedir?

Tip 1 diyabet, vücudun insülin üretmediği otoimmün bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi pankreastaki insülin üreten hücreleri tahrip eder. Tip 1 diyabet genellikle çocuklarda, gençlerde ve genç erişkinlerde teşhis edilir. Tip 1 diyabet hastaları için ömür boyu insülin tedavisi gerekir.

Tip 2 diyabet çok daha yaygındır. Tip 2 diyabette, vücut insülini uygun şekilde kullanmaz veya bazı durumlarda yeterli yapmaz. Genellikle orta yaşlı veya yaşlı yetişkinlerde teşhis edilir, ancak herkes tip 2 diyabet geliştirebilir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi ile yönetilebilir.

Tip 2 diyabetin sebebi nedir?

Tip 2 diyabet, vücudun olması gerektiği gibi insülin kullanmadığında veya pankreas, kan dolaşımından ve hücrelere glikozu almak için yeterli insülin yapmadığında ortaya çıkar. Bunun yerine, glikoz kanda birikir ve yüksek kan şekeri ile sonuçlanır.

Vücudunuz insülini düzgün kullanamadığında, buna insülin direnci denir. Tip 2 diyabet vakalarının çoğundan insülin direnci sorumludur. Bilim adamları vücuttaki hücrelerin neden insüline dirençli olduklarını bilmiyorlar, ancak belirli genetik ve yaşam tarzı faktörlerinin bir rol oynadığı açık.

Tip 2 diyabet belirtileri

Tip 2 diyabet size gizlice girebilir. Pek çok insan buna sahip olduğunu bilmiyor çünkü semptomlar genellikle zamanla yavaşlar. Ancak dikkat edilmesi gereken 2 tip diyabet belirtileri vardır. Erken göstergeler, idrar yapma, susuzluk ve açlığın artmasını içerir. Zamanla kan dolaşımındaki aşırı şeker, iyileşmesi yavaş yaralar ve sık enfeksiyonlar gibi diğer semptomlara yol açabilir. Bu tip 2 diyabet semptomlarından herhangi birini geliştirirseniz, doktorunuzla konuşun.

  • Aşırı idrara çıkma
  • Artan susuzluk
  • Artan açlık
  • Bulanık görme
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Yorgunluk
  • Sık enfeksiyona yakalanma
  • Yavaş iyileşen yaralar
  • Kuru ve kaşıntılı cilt

Diyabet nasıl teşhis edilir?

Diyabet teşhisi için birkaç test kullanılabilir. Bir hemoglobin A1C (veya glislenmiş hemoglobin testi) olarak bilinen basit bir kan testi, son üç aydaki ortalama kan şekeri seviyelerini ölçer. (Neden üç ay? Çünkü kan şekeri kırmızı kan hücrelerinde hemoglobin adı verilen bir proteine yapışır ve bu hücreler her üç ayda bir geri dönüştürülür ve yenilenir.)

Normal bir A1C% 5,7’nin altındadır. Daha yüksek bir yüzde daha yüksek kan şekeri seviyelerini yansıtır. Prediyabet, 5,7 ila 6,4 arasında bir değer olarak tanımlanırken, diyabet, glukoz seviyeleri% 6,5 veya daha üstüne ulaştığında teşhis edilir.

Tip 2 diyabet tedavisi

Tip 2 diyabet diyet, egzersiz ve ilaç tedavisi ile tedavi edilir. Tedavinin amacı kan şekerini kontrol altında tutmak ve diyabet komplikasyonlarını engellemektir.

Bazı insanlar diyetle idare eder ve yalnız egzersiz yapar. Diğerleri kan şekerini kontrol altında tutmak için oral ilaçlara, insüline, diğer enjekte edilebilir ilaçlara ihtiyaç duyar.

Çok fazla tedavi seçeneği var. Doktorunuzun önerdiği şey, başka hangi sağlık koşullarına sahip olduğunuza ve bazı ilaçların sizin için ne kadar iyi çalıştığına bağlı olabilir.

Diyabet tedavisi şunları içerir:

  • Metformin
  • Sulfonilüreler
  • Meglitinides
  • Tiazolidinedionlar
  • Gliptinler veya DPP-4 inhibitörleri
  • İnsülin tedavisi
  • Bariatrik cerrahi

Meme Kanseri Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi

By Sağlıklı Yaşam

Meme kanseri, cilt kanserinden sonra kadınlar arasında en sık görülen kanserdir. Ülkemizdeki sekiz kadından biri (kabaca% 12) yaşamı boyunca meme kanseri yaşama ihtimaline sahiptir. Ayrıca, akciğer kanserinden sonra kadınlarda kanser ölümünün ikinci önde gelen nedenidir. Cesaret verici bir şekilde, meme kanserinden ölüm oranı, belki de daha iyi tedavilerin yanı sıra, bu tür kanser için daha fazla farkındalık ve tarama nedeniyle son yıllarda bir miktar azalmıştır. Bu yazımızda sizlere meme kanseri nedir, nedenleri nelerdir, belirtileri nelerdir ve tedavisi nasıldır konularını anlatıyoruz.

Meme kanseri, meme dokusundaki hücreler değiştiğinde ve üremeye devam ettiğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu anormal hücreler genellikle bir tümör oluşturmak üzere bir araya toplanır. Bu anormal hücreler memenin diğer kısımlarını istila ettiğinde veya vücudun diğer bölgelerine yayıldığında, kan dolaşımını veya lenfatik sistemi etkiler. Vücudun içinde oynayan damarlar yoluyla yayıldığı zaman, tümör kanserli olarak kabul edilir.

Meme kanseri genellikle memenin süt üreten bezlerinde veya sütü lobüllerden meme ucuna taşıyan tüp şeklindeki kanallarda başlar. Daha az sıklıkla, kanser memenin yağlı ve lifli bağ dokusunda başlar.

Yeni meme kanseri vakaları kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 100 kat daha yaygındır, ancak unutulmamalıdır ki erkekler de meme kanseri olabilir. Erkek meme kanseri nadirdir, ancak meme dokusu olan herkeste meme kanseri yaşanabilir.

Meme kanserinin nedenleri nelerdir?

Meme kanseri, meme kanseri hücrelerinin DNA’sındaki genetik bir mutasyondan kaynaklanır. Bu hasarın nasıl veya neden gerçekleştiği tam olarak anlaşılmamıştır. Bazı mutasyonlar zamanla rastgele gelişebilir, bazıları ise kalıtımsal olarak alınabilir veya çevresel risklerin veya yaşam tarzı faktörlerinin bir sonucu olabilir.

Çoğu meme kanseri 50 yaş üstü kadınlarda teşhis edilir, ancak bazı kadınların neden meme kanseri olduğu ve diğerlerinin neden olmadığı açık değildir.

Bazı meme kanseri riskleri önlenebilir olabilir. Elbette, riskinizi etkileyebilecek her değişkeni kontrol edemezsiniz. Meme kanseri risk faktörlerini bilmek önemlidir.

Yaş ve cinsiyet: Eğer bir kadınsanız ve yaşlanıyorsanız, meme kanseri riski taşıyor olabilirsiniz. Risk 40 yaşından sonra tırmanmaya başlar ve 70 yaşlarındaki kadınlar için en yüksektir.

Aile öyküsü: Meme kanserinin ailenizde olması hastalığa yakalanma riskinizi artırır. Bir kadının meme kanseri riski, meme kanseri olan bir anne, kız kardeşi veya kızı varsa ve meme kanseri olan iki veya daha fazla birinci derece akrabası varsa neredeyse iki katına çıkar.
Meme kanseri gen mutasyonu: Tüm meme kanserlerinin% 10’una kadarının kalıtsal olduğu düşünülmektedir ve bu vakaların çoğu bir veya daha fazla gendeki, özellikle BRCA1 veya BRCA2 genlerindeki kusurlardan kaynaklanmaktadır.
Meme değişiklikleri ve koşulları. Sıkı göğüsleri olan veya kişisel meme öyküsü olan, daha önce meme kanseri olan veya bazı kanserli olmayan meme rahatsızlıkları olan kadınlar, bu koşullara sahip olmayan kadınlardan daha fazla meme kanseri geliştirme riski altındadır
Irk / etnisite: Beyaz kadınların meme kanseri geliştirme olasılığı Asyalı, İspanyol ve Afrikalı kadınlardan biraz daha fazladır. Ancak, Afro Amerikalı kadınların daha genç yaşta daha agresif meme kanseri geliştirme olasılığı yüksektir ve hem Afro Amerikalı hem de İspanyol kadınların meme kanserinden ölme olasılığı beyaz kadınlardan daha fazladır. Bu Türk kadınları için sevindirici bir istatistiktir.
Hormonlar: Adet dönemleri erken başlayan ve geç menopoz (55 yaşından sonra) olan kadınlarda meme kanseri riski daha yüksektir. Bilim adamları, kadınlarda östrojen hormonuna daha uzun süre maruz kalmalarının bir faktör olabileceğini düşünmektedir, çünkü östrojen, meme hücrelerinin büyümesini destekler. Aynı şekilde, menopozdan sonra hormon tedavisinin kullanılması meme kanseri riskini arttırıyor gibi görünmektedir.
Kilolu olma: Menopozdan sonra aşırı kilolu veya obez olan kadınların meme kanseri olma olasılığı daha yüksektir. Menopozdan sonra yağ hücrelerinin ürettiği yüksek östrojen seviyeleri nedeniyle olabilir. Fazla kilolu olmak aynı zamanda meme kanseri riskini etkileyebilecek kandaki insülin seviyelerini de arttırır.
Alkol tüketimi: Araştırmalar, günde iki veya daha fazla alkollü içki içen kadınların meme kanseri geliştirmek için, içmeyenlere göre 1/2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Risk daha fazla alkol alımı ile artar ve alkolün diğer kanser riskini de arttırdığı bilinmektedir. Bu nedenle, tüm uzmanlar kadınların günde bir veya yarım kadeh içmelerini tavsiye eder.
Radyasyona maruz kalma: Bir kadının çocuk veya genç bir yetişkin olarak başka bir hastalık için göğüs radyasyonu geçirmesi durumunda, meme kanseri gelişme riski normalden daha yüksek olabilir.
Hamilelik tarihi: Çocuğunuz olmaması veya 30 yaşından sonra ilk çocuğunun olması meme kanseri riskinizi artırabilir.
Bilim adamları, eğer varsa meme kanseri gelişiminde nasıl bir rol oynayabileceklerini belirlemek için bir dizi başka faktör üzerinde çalışıyorlar. Örneğin sigara kullanımının, diyet yağının veya belirli kimyasal maddelere çevresel maruz kalma durumunun meme kanseri riskini artırıp artırmadığından emin olmak için yeterli kanıt yoktur, çünkü bugüne kadarki çalışma sonuçları karışıktır.

Meme kanseri belirtileri

Meme kanseri belirtileri kişiden kişiye göre değişir. Göğüslerinizin normalde neye benzediğini ve nasıl hissettiğini bilmek, olası belirti ve semptomları tanımanıza yardımcı olabilir.

Meme kanseri nasıl bir duygudur biliyor musunuz? Sıra dışı bir şey hissetmeden meme kanseri olabilirsiniz. Ancak, kalınlaşan bir meme dokusu alanı, göğsünüzdeki bir topaklanma (genellikle ağrısız, ancak her zaman değil) veya genişlemiş bir koltuk altı lenf nodu bulursanız doktorunuza görünün.

Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Olmaktadır?

Meme kanseri tedavisi, kanser türüne, evresine, hormonlara duyarlılığına, hastanın yaşına ve sağlığına ve diğer faktörlere bağlı olarak büyük ölçüde farklılık gösterir. Erkekler ve kadınlar için yapılan tedaviler benzerdir.

Cerrahi ve radyasyon tedavisi, meme kanseri tedavisinin temelini oluşturur. Bunlar “yerel tedaviler” olarak bilinir, çünkü tüm vücudu etkilemeden tümörü hedef alırlar.

Bir lumpektomi olarak adlandırılan meme koruyucu bir ameliyatla, memenin yalnızca kanser içeren kısmı kaldırılır. Bir mastektomi, tüm memenin ve muhtemelen etrafındaki dokuların bir kısmının çıkarılmasını içerir. Lenf bezleri, meme kanseri ameliyatının bir parçası olarak veya ayrı bir ameliyatla çıkarılabilir.

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için yüksek enerjili dalgalar kullanır. Meme kanseri ameliyatı geçirmiş veya kanseri vücudun diğer bölgelerine yayılmış olan hastalar için tavsiye edilebilir.

Kanser öldürücü kemoterapi ilaçları damar içine verilir veya ağız yoluyla alınır. Kemoterapi ameliyattan önce veya sonra verilebilir. Ayrıca ileri kanser vakalarının tedavisinde de kullanılmaktadır. Bu ilaçlar kan dolaşımından geçtiği için ağız yaraları, saç dökülmesi, bulantı, kusma ve ishal gibi önemli yan etkileri olabilir.

Bazı meme kanserleri, vücutta üretilen hormonlara duyarlıdır. Hormon tedavisi, vücudun östrojen seviyelerini düşürebilir veya hormonların kanser hücrelerine bağlanmasını durdurabilir.

Tedavi sonuçları kanser aşamasına, hastanın tedaviye yanıtına ve diğer faktörlere bağlı olabilir.


Doğum Kontrol Hapı

By Sağlıklı Yaşam

Oral kontraseptif veya “hap” olarak da bilinen doğum kontrol hapı, hamileliği önlemek için günlük olarak alınan bir ilaçtır. Bazı kadınlar, hamileliği engellemekten başka nedenlerle de ilacı alır. İki ana tür doğum kontrol hapı vardır:

Kombine haplar: Östrojen ve progestin olmak üzere iki hormon içerir. Hormonlar vücudunuzun farklı bölümlerinin çalışmasını kontrol eden kimyasallardır. Bu haplar her gün alınır ve yumurtalıkların yumurta salmasını engelleyerek hamileliği önler. Haplar ayrıca servikal mukusun kalınlaşmasına ve uterusun astarının incelmesine neden olur. Bu, spermlerin bir yumurta ile buluşup döllenmesini önler.

Sadece progestin hapları (veya “mini haplar”): Sadece bir hormon içerir, progestin, rahim ağzı kalınlaşmasına ve rahim zarının incelmesine neden olur. Bu, spermlerin yumurtaya ulaşmasını önler. Daha az sıklıkla, mini haplar yumurtalıkları yumurta salmasını engelleyerek hamileliği önler.

PRATİK BİLGİLER

Her yıl doğum kontrol hapı kullanan kadınların 5/9’u hamile kalmaktadır. Yani bu hapı kullanan 9 kadından 5’inde gebelik oluşmaktadır.

Doğum kontrol haplarını doğru şekilde alan kadınlarda – her gün aynı saatte gebelik riski daha düşüktür.

Bu risklerle karşılaşmamak için doğum kontrol hapınızı her gün aynı saatte alın –

Doğum kontrol hapı nasıl kullanılır?

Kombine haplar tipik olarak hormon içeren 21 “aktif” hap olarak paketlenir. Bir hap üç hafta boyunca günlük olarak alınır, ardından bir hafta hap alınmaz.

Bazı yeni formülasyonlar bir tabletteki aktif hap sayısını 24’e çıkardı. Tüm kombine hap formülasyonları ile hamileliğe karşı korunma, aktif hap alınmadığı hafta boyunca devam eder.

Her tür doğum kontrol hapı, seks yapmadığınız günlerde bile, sağlık uzmanınızın yönlendirdiği şekilde alınmalıdır.

Doğum kontrol hapı ne kadar etkilidir?

Her yıl bu yöntemi kullanan 100 kadından yaklaşık 9’u gebe kalabiliyor. Her gün aynı saatte ilacı doğru şekilde alan kadınlar için hamilelik riski çok daha düşüktür. Rifampin (tüberkülozu tedavi etmek için alınan bir antibiyotik), nöbet önleme ilaçları ve takviyeleri gibi bazı ilaçlar hapı daha az etkili hale getirebilir. Doğum kontrol hapları ve diğer ilaçlar veya takviyeler hakkında herhangi bir sorunuz varsa, sağlık uzmanınızla konuşun.

Doğum kontrol hapının avantajları

  • Hap kullanımı kolaydır.
  • Doğum kontrol hapları güvenlidir ve hamileliği önlemede iyi çalışırlar.
  • Hapı kullanmak, seks yapmak istediğinizde doğum kontrolünü düşünmeniz gerekmediği anlamına gelir.
  • Kombinasyon hapları, daha az adet kanaması, daha az adet kan kaybı ve daha az akne gibi başka yararlar sağlayabilir. Bu haplar ayrıca üreme organlarını etkileyen bazı kanser riskini azaltabilir.
  • Hapı kullanmayı bıraktığınızda doğurganlık normale döner.

Doğum kontrol hapının sakıncaları

  • Hap, HIV dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklara (STD) karşı koruma sağlamaz. STD riskini azaltmak için daima bir prezervatif kullanın.
  • Haplarınızı her gün almalı ve bazı haplar her gün belli bir zaman diliminde alınmalıdır.
  • Rifampin (tüberkülozu tedavi etmek için alınan bir antibiyotik), bazı nöbet önleme ilaçları ve takviyeleri (St. John’s Wort gibi) gibi bazı ilaçlar hapı daha az etkili hale getirebilir.
  • Kombine haplar mide bulantısına, adet döngünüzde değişikliklere, göğüs hassasiyetine veya baş ağrısına neden olabilir. Herhangi bir doğum kontrol hapı kullanmadan önce tıbbi geçmişinizi sağlık uzmanınızla görüşün ve herhangi bir yan etki yaşarsanız hekiminize bildirin.
  • Nadir olsa da bazı kadınlar hapı alırken yüksek tansiyon yaşayabilir.

Panik Atak Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

By Sağlıklı Yaşam

Popüler kültürde sıradan olarak kabul edilen, cinsiyet ayrımı yapmadan kadınlarda daha çok görülse de erkeklerin yaşam kalitesini de düşüren panik atak nedir, nedenleri nelerdir, belirtileri nelerdir ve tedavisi nasıldır detaylıca açıklayalım.

İnsanı ölüyormuşcasına heyecanlandıran, kalbini hızlı hızlı çarptıran ve hekime gitmek için sabırsız davrandıran panik atak çağımızın en yaygın hastalıklarından birisidir. Hatta uzmanlar artık hastalık kategorisinde bile sayılmayacak kadar normal belirtilere sahiptir.

Panik atak günlük hayatta, çarşıda, okulda, evde, işte, her yerde belirtileri görülebilecek niteliktedir. Korku nöbeti olarak başlayan bu belirtiler soluk alıp vermenizi psikolojik olarak etkilediği için kalp krizine benzetilmektedir. Hızlı bir şekilde başlayan, kötüleşen ve 8-10 dakika aralığında en zirve seviyesine yükselen bu çarpıntı en fazla yarım saat içinde sona ermektedir.

Panik durumu günlük yaşantınızın kalitesini düşürür ancak bu durum için profesyonel yardım alırsanız baş etmeyi öğrenebilirsiniz.

Panik atak belirtileri nelerdir?

  • Göğüste sıkışma
  • Göğüs bölgesinde ağrı
  • Kalp çarpıntısı
  • Kalp yüksek ritmi
  • Terleme
  • Nefeste darlık ve kesilme
  • Baş dönmesi,
  • Baygınlık geçirmeye yaklaşma
  • Vücutta karıncalanma ve bazı bölgelerde uyuşma
  • Mide bulantısı
  • Karın ağrısı
  • Titreme
  • Çevreyi farklı algılama
  • Çıldıracak gibi hissetme
  • Beynin kontrolü kaybetmesi
  • Ölüm korkusu

Yukarıdaki belirtilerin tamamı tek bir kişide aynı anda görülmez. Bu belirtilerin dört tanesini gösteriyorsanız panik ataktan şüphelenmelisiniz.

Panik Atak Tedavisi Nasıldır?

Elbette belirtileri gözle görülen ve ifade edilebilen panik atağın tedavisi vardır. Öyle sanıldığı kadar da zor değildir. Zor olan tedaviye yanaşmaktır. Panik atak sebebi tam olarak bilinmeyen bir rahatsızlık olduğu için tedavi amacıyla hekim aramak genelde son safhaya bırakılmaktadır.

Tedavide birden fazla boyut aynı anda ilerlemelidir. İlaç tedavisini tüm hekimler önermektedir. İlaç tedavisinde beyindeki sinir hücrelerini yatıştırmak, mutluluk hormonu salgılatmak amaçlanır. Çoğu panik atak hastası bu tarz ilaçları kullandığında sebepsiz yere güldüklerini ifade etmektedir. Bu da aslında panik atağın başlamasını engelleyen mutluluk hormonunun salgılandığını gösterir.

İlaç tedavisinde hekiminizin önerdiği dozda başlayıp, ara kontrollerde dozu yükseltebilirsiniz. Tedavinin sonuna doğru da tekrar doz düşürülür ve neticede bu hastalıktan bütünüyle kurtulabilirsiniz.

Panik atak tedavisinde önerilen ikinci bir yöntem bilişsel-davranışçı terapi yöntemidir. Panik sürecinde nasıl baş edebileceğinizi, kendinizi nasıl sakinleştireceğinizi bilişsel davranışçı metotlarla öğrenebilirsiniz.

Bilişsel Davranışçı Terapi teknikleri ilk etapta hastanın panik atak hakkındaki yanlış inanışlarını düzeltme yolunu kullanmaktadır. Panik atak ile ilgili korkusunun üzerine nasıl gideceğini, bizzat egzersizlerle nasıl baş edebileceğini en iyi bu yöntem öğretmektedir.

Direkt olarak somut ödevlerle fobilerin nasıl aşılacağını en iyi şekilde bilişsel-davranışçı tekniklerle öğretmek-öğrenmek panik atak hastalığının en faydalı tedavi yöntemidir.


Hepatit C Virüsü Nedir? Belirtileri Nelerdir?

By Sağlıklı Yaşam

HCV enfeksiyonu sonucunda karaciğerde meydana gelen rahatsızlık Hepatit C olarak adlandırılır. Dikkat edilmediği ve hijyen şartlarına uyulmadığı takdirde ömür boyu sürebilecek ve hayat kalitenizi olumsuz etkileyebilecek bir forma dönüşebilir. Dikkat edilirse ise 14-21 gün arasında iyileşme sağlanabilir.

Hepatit C virüsü kan yolu ile bulaşmaktadır. Akut formu altı ay içinde iyileşme sağlanan bir türüdür. Kronik Hepatit C ise insan hayatı boyunca hayat kalitenizi düşürebilen bir türdür. Akut hastaların yaklaşık % 80’inde kronik vakaya dönüşme ihtimali olmaktadır. Kronik formu karaciğer kanseri veya siroz ile ilerleyen ve ölümle neticelenen bir tehlikeye yol açabilir. Bu hastalıktan korunmak için önleyici tedbir olarak aşısı bulunmamaktadır.

Hepatit C nasıl bulaşır? Neye dikkat etmek gerekir?

Kan yoluyla bulaştığını bildiğimiz Hepatit C, bu virüsü taşıyan kişinin kanını almak ile sağlıklı vücuda girmektedir. Bu yüzden uyuşturucu gibi tehlikeli maddelerin ortak kullanımı sırasında bağımlıların birbirlerinin vücuduna kan bulaştırmasıyla bu hastalık taşınmaktadır.

Sağlık personelinin tedavi veya bakım sırasında hastalara Hepatit C’li bir hastanın kanının bulaştığı iğne veya serumu yanlışlıkla batırmaları sonucunda da bu hastalık bulaşabilmektedir.

Hepatit C taşıyıcısı olan bir anneden doğum sırasında bebeğine bu virüsü aktardığı bilinmektedir.

Jilet yoluyla veya nadiren diş fırçasının ortak kullanımında da Hepatit C virüsü sağlıklı bir bireye bulaşabilir.

Hepatit C cinsel yolla bulaşır mı?

Riski düşük olsa da cinsel yolla bulaşabildiği bilinmektedir. HIV taşıyan bir kişinin farklı partnerler ile cinsel ilişki yaşaması gibi durumlarda risk oldukça artmaktadır.

Hepatit C Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın iki formu olduğunu söylemiştik. Bu iki türe göre belirtiler de değişmektedir.

Akut Hepatit C türünde belirtiler çoğu zaman kendini göstermese de aşağıdaki belirtiler hastaların % 20’sinde görülebilir. Özellikle akut vakalarda;

  • Ateş
  • Halsizlik
  • İştahsızlık
  • Bulantı ve kusma
  • Karın ağrısı
  • İdrarda koyuluk
  • Sarılık
  • Eklemlerde ağrı

Buna karşın kronik Hepatit C hastalığında ise belirgin belirtiler görünmez. Karaciğerin hasarlı olması ancak enzim tahlilleri ile ortaya çıkmaktadır.

Hepatit C tedavisi nasıl olmaktadır?

HCV testleri ile hastalığın tanısı konduktan sonra tedavi sürecine geçilir. Akut veya kronik olmasına göre tedavi şekli değişmektedir. Ancak bu hastalıktan önce yakalanmamak için karaciğerinize iyi bakmalısınız. Düzenli karaciğer enzimlerinde bakılırsa hastalık herhangi bir belirti göstermese bile anlaşılabilmektedir.


Ülseratif Kolit Nedir?

By Sağlıklı Yaşam

Kalın bağırsak hastalıklarından biri olan ülseratif kolit nedir, belirtileri nelerdir, tedavisi nasıldır konularını anlattığımız yazımıza hoş geldiniz. Bağırsak sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen kısmı olan kalın bağırsak belirli bir süreç gerektiren ve son safhada kendini gösteren bir hastalık olan ülseratif kolit adlı hastalığın yaşandığı yerdir.

Bağırsaklarda bulunan kolonun iç yüzeyinde oluşan yumuşak bir doku olan mukoza kısmındaki ülser türü ve enfeksiyon halidir. Pankolit, Distal Tip ve Sol Tip olarak adlandırılan 3 türe sahip olan ülseratif kolit, bu isimleri ülserin oluştuğu yere göre almaktadır.

Pankolit tip kolit kalın bağırsağın tamamında oluşan durumdur. Distal Tip Kolit, sigmoid kolon ve rektumda oluşan kolittir. Sol tip kolit ise kalın bağırsağın sol bölümünde oluşan kolittir. Bu üç tür de endoskopik yöntemlerle incelenir ve teşhis konulur. Özellikle kolondaki mukozanın görüntüsü, gaitada bulunan kan miktarı ve gaita yapma sıklığı ülseratif kolit için belirgin değişkenlerdir.

Ülseratif Proktit Nedir?

Kolitler içinde rektum bölgesiyle sınırlı olarak gelişen ülseraktif kolittir. Belirtisi en net şekilde mukus ve kan içeren gaitadır. Rektum bölgesini dolu hissedersiniz. Dışkı isteği olur ancak rahat bir dışkılama gerçekleşir. Karnın sol alt yanında veya anal bölgede ağrılar hissedilebilir. Hekiminiz rektal muayene ile hastalığı teşhis edebilir. Ülseratif proktit tedavisi için ise jeller, köpükler, likit enemalar kullanılır.

Ülseratif Kolitin Nedenleri Nelerdir?

Bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak seyrini kontrol altına alarak ağrı ve sızıları azaltabilirsiniz. Uzmanların ve bilim adamlarının ortak görüşü çevresel faktörlerin de rol aldığıdır. Örneğin vücuda giren mikroorganizmalar, anne sütü alınması veya alınmaması, bazı meslekler, diyet yapıp yapmama, temizlik, enfeksiyonel hastalıklar ve sigara kullanımı gibi çevresel etkenler rol alıyor olabilir.

Ülseratif Kolit Belirtileri Nelerdir?

Ülseratif kolitin belirtileri arasında;

  • En belirgin olarak ilk göze çarpan şey dışkıda kan olmasıdır.
  • Mukus ve kan içeren gaita (ishal şeklinde)
  • Rektal kanamanın da olduğu kabızlık,
  • Normalde hafif ateş eşlik eder ancak komplikasyon arttıkça ateş yükselebilir,
  • Rektum bölgesinde gerginlik,
  • Gaitada irin ve bağırsak salgısı görülmesi,
  • Halsizlik,
  • Yorgunluk,
  • Zayıflama,
  • Anemi,
  • Kalça bölgesinde ağrılar.

Ülseratif Kolit komplikasyonları nelerdir?

Bu hastalığın komplikasyonları hastalık sürecinde ortaya çıkan durumlar arasında;

  • Kendiliğinden duran yoğun şekilde kanama,
  • Bağırsak duvarında delinme olabilir,
  • Gaz şişkinliği,
  • Toksik mega kolon kalın bağırsakta normalden fazla genişlemesi,
  • Makat bölgesinde çatlaklar oluşması,

Vertigo Nedir? Vertigo bir hastalık mıdır?

By Sağlıklı Yaşam

Çoğu insanda oluşan baş dönmesinin vertigo diye adlandırıldığını duymuşsunuzdur. Sadece kendisi bir hastalık ismi olabileceği gibi başka rahatsızlıkların da belirtilerinden biri olabilir. Her halükarda vertigo nedir diye soracak olursanız en genel ifadeyle baş dönmesi diyebiliriz.

Vertigonun detaylarına aşağıda değineceğimiz 2 türü bulunmaktadır. Periferik vertigo ve santral vertigo.

Periferik vertigo nedir?

Denge unsuru olan kulak iç bölümlerinden orta kulakta veya iç kulakta dengelenme bozukluğu yaşanmasıdır. Perifebrik vertigonun nedenleri arasında hipoglisemi, hipertroidi, hipotiroidi, kas hastalıkları veya boyun ağrıları bulunmaktadır. Hekimler vertigo durumuyla karşılaştıklarında hastanın vaka geçmişinde kulak hastalığı olup olmadığını araştırmaktadır. Zaten ilk incelediği yer de kulak iç yapısı olmaktadır.

Vertigo bir baş dönmesi gibi görünse de ve kulakla ilişkilendirilse de metabolik değerlere de bakılması gerekir. Hekiminiz sizden tahlil yaptırmanızı ister. Bu tahlil sonucunda tansiyon, böbrek fonksiyonları, karaciğer fonksiyonları, tiroit, kolseterol ve şeker değerlerinize bakacaktır. Organizmanızdaki buna benzer değerlerde bir anormallik varsa vertigo ve hatta daha özelde periferik vertigo belirtisi olabilir.

Santral Vertigo Nedir?

Perifebrik vertigodan daha ciddi ve tehlikeli bir türdür. Vücudun santrasından yani beyninden gelen hastalıkları sonucu oluşur. Beyin damarlarının farklı yapısı, anevrizma , beyin kanaması ve betin tümörü gibi nedenlerden kaynaklanır. Bunun için Uzman bir Nörolog hekime başvurmalısınız.

Vertigo Belirtileri Nelerdir?

Kısaca BPPV olarak bilinen “Bening Paroksismal Pozisyonel Vertigo” hastalığı (kristal oynaması olarak duymuş olabilirsiniz) vertigonun en fazla rastlanan nedenlerinden biridir. Bu vakalarda kulağın iç kısmında bulunan kristaller arka yarım daire kanalına düşer. Hasta yatarken bile baş dönmesi yaşayabilir. Ayrıca vertigonun belirtileri nelerdir diye soracak olursanız yine üst solunum efeksiyonları sonucu iç kulağın bu durumdan etkilenmesini sayabiliriz.

Hata yarış esnasında bile dönerken başının döndüğünü hissedebilir. Bu baş dönmesi 10 saniye kadar sürebilir. Baş kısmınızı sabitlediğinizde baş dönmesi durabilir ancak ufak bir hareket yine başlatabilir. Sadece yatarken değil gün içerisindeki faaliyetlerinizde de baş dönmesi yaşanabilir.

Kulağın denge unsurlarının ciddi şekilde hasar gördüğü durumlarda ise vertigo yani baş dönmesi süresi daha da uzun sürer. Ataklar halinde gelen vertigo kusmanıza veya mide bulantısına da neden olmaktadır. Kulağınızda çınlama, uğultu veya işitme kaybı da yaşayabilirsiniz.

Vertigo nasıl anlaşılır?

Hasta baş dönmesi şikayetiyle kliniğe başvurduğunda bunun esas sebebi öğrenilmelidir. Bunun için kulak fiziksel muayenesi başta olmak üzere üst solunum yolları enfeksiyonları incelenir. Ayrıca metabolik testler sonucunda vertigonun metabolizmadan kaynaklanan dengesizlikler yüzünden mi oluştuğu araştırılır.


Şeker Baş Döndürür mü?

By Sağlıklı Yaşam

Yüksek kan şekeri değerleri hastalarda baş dönmesine benzer belirtilere yol açında hastalar doğal olarak ilk muayenelerinde doktorlarına şeker baş döndürür mü diye sormaktan kendilerini alıkoyamazlar. Sadece baş dönmesi ile sınırlı kalsa problem yok ancak bunun devamında görme kaybı veya kalp rahatsızlıkları da görülebilir. Özellikle sabah saatlerinde bu rahatsız edici belirtiler görülmektedir.

Bunu önlemek için ise kan şekerinizin neden yükseldiğini anlamak, buna benzer beslenme alışkanlıklarını değiştirmek gerekir. Yükselmemesi için aldığınız önlemler sizi fazlasıyla rahatlatacaktır.

Sadece sabahları değil gün içinde kan şekeri seviyeniz sürekli değişir. Yedikleriniz ve içtikleriniz, anksiyete, yüksek iş temposu, diğer hastalıklar ve aldığınız tabletler kan şekeri değerinizi bire bir etkileyen unsurlardır. Aç iken kan şekerinizin seviyesi 100 mg/dL değerinin altında olmaktadır. Kabul edilebilir seviye bu olsa da gün içindeki ölçümlerde 100 mg/dL ile 125 mg/dL arasında çıkıyor ise prediyabet diye tabir edilen diyabet öncesi seviyede olduğunuzu gösterir. Bu SOS işareti veren bir uyarıdır.

Birden fazla sayıda yapılan farklı testlerde kan şekeri seviyeniz 125 mg/dL’nin üzerinde çıkıyorsa artık şeker hastası olduğunuzun resmi belirtisidir.

Şeker hastalığı belirtileri nelerdir?

Şeker hastalığının belirtileri arasında saydığımız baş dönmesi dışında elbette birçok belirtisi daha vardır. Hiperglisemi olarak adlandırılan yüksek kan şekeri hastalığı yıllar içinde gelişme gösterip sonuçta kişiy hasta etmektedir. Sadede haftalık veya aylık beslenme alışkanlığını veya tükettiklerinizle açıklanamayacak kadar ciddi ve yavaş gelişmektedir.

Şeker hastalığının en yaygın belirtileri arasında;

  • Artan iştah
  • Mental bulanıklık
  • Yorgunluk
  • Görmede bulanıklık
  • Sık idrara çıkma
  • Susuzluk
  • Ağızda kuruluk sayılabilir.

Özellikle neden sabaha karşı kan şekeri değeri yükselir biliyor musunuz? Harika bir tasarıma sahip olan organizmamız yaklaşan sabah saatlerinde enerjik hissetmeniz ve olmanız için vücuttaki şekeri kullanmaya başlar. Şafak Fenomeni olarak isimlendirilen bu durumda kan şekeri değeriniz tamamen masum ve yaratılıştan esinlenen sebeple yükselmektedir.

Böyle durumlar yaşıyorsanız alanında uzman bir hekime görünmenizi tavsiye ediyoruz. Tedaviye ne kadar erken başlarsanız o kadar nitelikli bir hayat sürersiniz. Sakın ihmale etmeyin..


Doğadan Zencefil Limon Kabuklu Çay Zayıflatır mı?

By Sağlıklı Yaşam

Uzak Asya’dan gelen bir tat olan ve ülkemizde de oldukça yaygın olarak kullanılan zencefilin faydaları saymakla bitmez. Özellikle çay olarak tüketilen ve kaynatılarak kullanılan zencefilin limon kabuğuyla yapılan karışımı birçok derde devadır. Hazırlanışı da oldukça kolay olan doğadan zencefil limon kabuklu çay zayıflatır mı diye merak edenler için size inanılmaz şeyler anlatıyoruz.

Kış aylarında vücut direncinin düşmesi, hareketsizlik ve hava şartları bağışıklık sistemimizde zaman zaman aksamaların olmasına neden olur. Bunu güçlendirmek ve direncimizi arttırmak için bol bol C vitamini alırken diğer besin kaynaklarını da ihmal etmemek gerekir. Zencefilli çay da bu sistemi güçlendiren, bizi hastalıklara karşı koruyan ve hastalığın ilk aşamasında belirtilerin görülmesini engelleyen bir içecektir.

doğadan çay
doğadan zencefil limon kabuklu çay zayıflatır mı

Limon kabuklu zencefilli çayın inanılmaz faydaları

  • Bal ile tatlandırabileceğiniz zencefil ve limon kabuklu çay bağışıklık sisteminizi güçlendirmenin yanı sıra sizi hastalıklara karşı da daha dirençli hale getirir. Zencefilin anditoksidan özelliği ile limon kabuğundaki C vitamini bir araya geldiğinde doğal bir antibiyotik olarak işlev görür ve sizi ilaç kullanmaktan, böbreklerinize zarar vermekten kurtarır. Ayrıca limonda kanser hücrelerinin yayılmasını önleyen bioflavonoid bulunduğu için bu çay inanılmaz fayda sağlar. Bu karışımı düzenli olarak tüketirseniz zencefilin kanın akışını hızlandırıcı etkisini de sağlığınıza bir katma değer olarak kullanabilirsiniz.
  • Limonlu zencefilli çayın diğer önemli özeliklerinden birisi de besinleri hazmetmenize yardımcı olmasıdır. Hazmedilemeyen besinler karın ağrısı ve bulantısı oluşturabilir. Zencefilli çay bulantıyı önleme özelliğine sahiptir. Kanser tedavilerinde ve gebelik durumlarında mide bulantılarını önlemek için gevşetici etkisiyle limon kabuklu zencefilli çay içebilirsiniz.
  • Diyabet rahatsızlığı olanlar karaciğerlerini güçlendirmek adına zencefilli limonlu çay içebilirler. Zencefilin içeriklerinden biri olan çinko vücuttaki insülin oluşumuna katkı sağlar. İnsülin vücudun kan şekerinin dengede olmasına katkı sağladığı için organizmanın bunu üretmesi son derece önemlidir.
  • Zencefilin saçlarınızı güçlendirdiğini ve cildinizi güzelleştirdiğini söylesek ne dersiniz? İşte inanılmaz faydalar derken tam da bunu kastediyoruz. Zencefilli limonlu çay saç köklerinizi güçlendirir. Antiseptik olarak vücuda sağladığı katkı ile cilt enfeksiyonu yaşamanızı önler. Yaşanılan enfeksiyonların da çabucak iyileşmesine katkı sunar. Zencefilli limonlu çay sayesinde vücudunuza giren A ve C vitaminleri saç uzamasına katkı sağlar ve cilt rahatsızlıklarının önüne geçer.
  • Zencefilli limon kabuklu çayı kaynatarak hazır hale getirdiğinizde düzenli tüketerek kan şekerinizi dengede tutacağınız için kilo vermeniz de kolaylaşır. Acıkmanız gecikir ve çok fazla yemek yeme ihtiyacı hissetmezsiniz. Vücudunuzdaki yağların yakılmasına da katkı sunacağı için kilo verme konusunda asla problem yaşamazsınız.

Doğadan zencefil limon kabuklu çay zayıflatır mı konulu yazımızın faydalı olması dileğiyle. Kullanan takipçilerimiz yorum bölümünden fikirlerini belirtebilir, diğer yorumları okuyarak faydalanabilir. Sağlıcakla kalın…